Home



Türkçemizin önemi

Yazar Fatih Toprak

Gurbette yaşayan Türklerin geleceğine dair...  Türkçemizin önemi.

1964. Evet 1964 tarihinin onemini vurgulamak icin bu tarihle baslamak istedim makaleme. Zira ilk olarak 1964 senesinde dedelerimiz buyuk umutlarla ayak basti bu gri ulkenin topraklarina. Hollandaya maddi imkansızlıktan dolayı çalışmaya gelen buyuklerimizin, Turkiyede yaptiklari “traktor parasi biriktirir donerim hesaplari” surekli ertelendi ve biz 3. nesil gencler  50 sene sonra dedelerimizi ve ebelerimizi vatana tabutla gondermekteyiz .

Çok ilginçtir... Araştırmacılar yurt dışında yaşayan bir azınlığın 5 nesil sonra hakim kültüre tamamen asimile olup ayak uydurduğunu savunuyor. Hollanda’da yaşayan Türkler ise şu andaki haliyle 4. nesle hamile. Bu iki nesil sonra, yani aşağı yukarı 2050 yılında bizlerin tamamen asimile olacağı anlamına mı geliyor???

Yazımızın devamını daha iyi kavrayabilmek için bir kaç tabiri açıklamanın faidesi var. Birden fazla kültürün uzun bir zaman diliminde iletişim halinde olmasına akültürasyon (acculturatie) ismi veriliyor. Bu akültürasyon göçmen açısından 4 farklı gelişmeyi beraberinde getirebiliyor. Göçmen zamanla hakim  kültüre kayıtsız şartsız ayak uydurup asimile oluyor (asimilasyon), göçmen sırf kendi kültürünü ve dinini benimseyip hakim kültürü ret ediyor (separasyon) veya göçmen iki kültür arasında bocalayıp ikisinede ayak uyduramıyor, iki arada bir derede kalıyor (marjinalizasyon). 4. ve son opsiyon ise entegrasyon, şüphesiz çok duyulan bir tabir. Entegrasyonun asıl manası ise kendi kültür ve dininden taviz vermeden hakim kültüre ayak uydurmak.

Araştırmalardan; başarılı entegrasyonun yabancı bir ülkede yaşayan azınlık için en iyi neticeler meydana getirdiği ve iyi entegre olan bir azınlığın daha mutlu olduğu doğrultusunda sonuçlar ortaya çıkıyor. Azınlıklara yönelik araştırmaların diğer bazı sonuçları ise kendi kültürünün ve hakim kültürün dinini, dilini, tarihini, geleneklerini, göreneklerini, örf ve adetlerini iyi bilen bir gençliğin özgüveninin daha yüksek olduğu, psikolojik davranış sorunlarının bu grup içerisinde nisbeten daha az görüldüğüdür.

Ruhen ve bedenen sağlıklı ve huzurlu bir Türk nesli için başarılı entegrasyon şart. Dolayısıyla Türk kültürünün  ve dininin korunması ve Hollanda’ya ayak uydurulması şart. Bu somut olarak (dil bakımından) Türkçe’nin ve Hollandaca’nın iyi kullanılması anlamına geliyor. Hollanda’da yaşayan son Türk neslinin Türkçe diline ne derecede hakim olduğuna baktığımızda ise korkutan ve aynı zamanda acı veren bir tabloyla karşılaşıyoruz. O alt ın (ilk okulda yabancı dillerde eğitim) 2004 ten bilitibar kaldırılması şüphesiz bu acı tabloya etki eden faktörlerden birtanesi. 

Dil bir toplumun ruh aynasıdır, şah damarıdır. Dilinden mahrum olan bir toplum yok olmaya ve coğunluğun arasında erimeye mahkumdur.  Dilinden taviz veren toplum kültüründen, dininden, ananesinden, tarihinden ve geleceğinden, zimnen kimliğinden ve benliğinden taviz vermiş olur. Kimliğini koruyamayan bir toplum ise özgüveni düşük, psikolojik sorunlarla boğuşan huzursuz bir toplum haline gelir.

Faslı gençliğin ibretlik durumunun altında yatan en büyük sebep, kendi dillerinde bir kitabı açıp okuyamadıklarıdır. Hollanda da yaşayan Faslıların büyük bir coğunluğu Berberdir. Berberlerin ise yazısı yoktur. Faslı gençlerin iki kültür arasında bocalamaları (marjinalizasyon), Hollandalılara karşı aşırı kin gütmeleri (separasyon) ve davranış bozuklukları  onların  kendi kültürlerini yeterince araştırmadıkları ve anlamadıkları yüzünden dolayı meydana gelmektedir. Bu sebeple  büyük bir kitle Hollandacayı iyi konuştukları halde kendi dillerini konuşmakta zorluk çekmektedir.

Türk toplumu olarak asagi yukari elli senedir Hollanda’da yaşıyoruz. Dedelerimiz gibi bizler burada ayak işleriyle meşgul değiliz. Artık buranın yerlisi olmuşuz. Eğitim görüp kariyer yapmak üst düzey mevkilerde görev yapma hayalleriyle hayata devam ediyoruz belkide. Fakat, kariyer yapacağız derken şah damarımızı, ruh aynamızı ihmal etmeyelim. Çocuklarımızın kültürlenmelerini ve dinlerini öğrenmelerinde anahtar olan Türkçeyle bağını kesmeyelim. Türkçeyi evvela biz en iyi derecede öğrenip, gerekirse ders alıp, çocuklarımızında ders almalarını sağlayalım. Dünyanın dört bir yanında Türkçe öğreten eğitim merkezleri açılırken bizler Türkçeyi unutabilir miyiz? Bu yakışık alır mı?

Netice olarak şunlar söylenebilir, 2050 yılında Hollanda da Türklerin tamamen asimile olup olmayacağı Türkçe dilinin konuşulmasına ve öğretilmesine bağlı. Kanımca asimilasyon ile beraber marjinalizasyonda büyük tehlike arz ediyor. Gereken tedbirler alınırsa entegrasyon yolunda güzel adımlar atılabilir. Ebeveynlere, eğitimcilere, sivil toplum örgütlerine ve özellikle biz gençlere büyük görevler düşmektedir...

 

Kaynaklar:

Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation and adaptation. Applied Psychology: An International Review, 46, 5-34.

Geel, M. van, (2009). Acculturation, adaptation and multiculturalism among immigrant adolescents in junior vocational education.  Doctoral thesis. Leiden University.

Knipscheer, J., Kleber, R. (2005). Psychologie en de multiculturele samenleving. Amsterdam. Boom Lemma Uitgevers.

 


Berichten / agenda


Vakbondsnieuws
Actueel vakbondsnieuws en MHP Nieuwsbrieven Lees verder

Extern nascholingsaanbod
Lees verder

Verenigingsnieuws:
Lees verder